Hazırlayan: Dr. Dilek BEKER
BEDSIDE TESTING
Sağlık harcamalarının artmasıyla, hastaların hastanede kalış sürelerini
azaltmak ve hasta bakımını hastane dışı ortamda sürdürebilmeye yönelik yeni
stratejiler geliştirilmiştir. Teknolojideki gelişmelerle laboratuvarlarda
yapılan test uygulamalarının hasta başında yapılmasını sağlayan yeni hasta
bakım metodları oluşturulmuştur.
Bu
gelişmeler bazı soruları da akla getirmektedir.
·
Bu
testlerin uygulanmasında klinik laboratuvarda çalışan profesyonel hekimlerin
rolü nedir?
·
Bu
testlerin kontrolünde klinik laboratuvarda çalışan profesyonel hekimlerin rolü
nedir?
·
Klinik
laboratuvarda çalışan profesyonel hekimler bu testlerin uygunluğu ve
güvenirliği hakkında halkı nasıl ikna edebilirler?
Hasta başı testler bütün hastalar için uygulanabilecek bir
reçete gibi düşünülmemelidir. Laboratuvar bu testlerin doğrulanmasında ve hangi
testlerin hasta başında yapılacağının seçilmesinde önemlidir.
Sağlık uygulamalarında yeni trendler laboratuvar
testlerinin hasta başında yapılmasını desteklemektedir. Sağlık harcamalarındaki
artış yeni bazı beklentileri beraberinde getirmektedir. Hastaneler artık primer
olarak diagnostik merkezler olmaktan ziyade akut hastalıkların tedavisini
sağlayan merkezler olarak kabul edilmektedir. Bu değişiklik hastanın hastanede
kalış süresinin kısaltılmasını, hızlı tanı ve tedavi için laboratuvar
bilgilerine erken ulaşılmasını gerektirmektedir.
Teknolojideki gelişmeler hızlı ve güvenilir yüksek kaliteli test sonuçlarının elde edilmesini sağlayan cihazların üretilmesini sağlamıştır. Laboratuvar testleri alanındaki bu gelişmeler klinik laboratuvar hekimlerine yeni konsultatif bir rol yüklemektedir.
Hastanede kalış süresini azaltarak fiyatları düşürmek,
hastanede çalışan personel sayısını azaltmak, kaliteli test sonuçlarının kısa
sürede elde edilmesini sağlamak için hasta başı testler önem kazanmıştır.
Hasta başı testler hastanın hemen yanında veya yakın bir
lokalizasyonda yapılır. Bu testler merkez laboratuvarda yapılan testlerin
yerini alma amaçlı değil sadece desteklemek içindir. Teknolojideki gelişmeler
bu testlerin laboratuvar personeli dışındaki kişilerce de yapılabilmesini
kolaylaştırmıştır. Fakat bu uygulamalar klinik laboratuvar çalışanlarının
kontrolü altında olmalıdır. Çeşitli kuruluşların hasta başı testlerde
çalıştırılacak personelle ilgili yaklaşımları farklı olmakla birlikte bu
personelin seçimi ve hasta başı test alanlarının denetimi merkez laboratuvarın
sorumluluğu olmalıdır.
Klinik laboratuvarda çalışan uzmanlar kalite kontrolü
konusunda eğitim almış profesyonel kişililerdir ve hastanenin her yerinde
(laboratuvar içi ve hasta başı) test sonuçlarının doğruluğunu garanti
etmelidirler. Klinik laboratuvarda görevli uzmanlar kalite kontrol programının
uygulanmasında, hasta başı uygulamalarda yer alan laboratuvar dışı personele bu
programın eğitiminin verilmesinde sorumludur. Laboratuvar personelinin bu
programa uyumu da oldukça önemlidir. Eğitimli personellerin çalıştığı bir
laboratuvarın uygun parametrelerin belirlenmesi, bazı testlerin gerekirse
tekrarlanması ve bazı yanlış sonuçların geri çevrilmesi gibi sorumlulukları
olmalıdır.
Hasta başı uygulamalar laboratuvar için bir tehdit oluşturmamaktadır. Bu uygulamalar klinik laboratuvarda çalışan uzmanlara yeni bir rol yüklemektedir (hasta başında uygulanacak uygun testlerin seçilmesi, test sonuçlarının monitörize edilmesi). Hastanelere kendileri için gerekli olan hasta başı test tiplerini belirlemeleri ve bu konuda bir format hazırlayarak diğer departmanların hasta başı testlerdeki rollerini ve sorumluluklarını belirlemeleri önerilmektedir. Hasta başı testlerin maliyeti konusunda gerçekçi olunmalıdır. Bu testlerin gereğinden fazla kullanılması önlenmelidir. Hastanın hastanede kalış süresinin azalması ile elde edilecek kar ve test için harcanacak ek giderler arasındaki dengeye dikkat edilmelidir.
ACLS’nin bu konuda
belirlediği kurallar;
1.
Hasta
başı testleri kalifiye ve bu konuda eğitim almış personel yapmalıdır.
2.
Klinik
laboratuvarda çalışan uzmanların bu konuda tecrübe ve eğitimi olduğundan bütün
hasta başı test uygulamalarını yönetiminden sorumludurlar.
3.
Tıbbi
personel tarafından bir hasta başı test menüsü oluşturulmalıdır ve bu menüde
yer alan testlerin hasta başında uygulanabilir olması, test sonuçlarına göre
hemen uygun tedavinin başlatılmasını sağlaması gibi özellikler dikkate
alınmalıdır.
4.
Laboratuvar
bu testler için bir kalite kontrol programı hazırlamalıdır ve testlerin bu
programa uyumu klinik laboratuvar tarafından monitörize edilmelidir.
5.
Laboratuvarın
sadece laboratuvarda çalışan personel için değil laboratuvar dışı personel için
de eğitim vermesi sağlanmalıdır.
6.
Hasta
başı testler için kullanılacak cihazların seçiminde merkez laboratuvarın
sorumluluğu olmalıdır. Cihaz seçiminde kullanım kolaylığı, kaliteli test
sonuçları, fiyata karşı etkinlik gibi özellikler dikkate alınmalıdır.
7.
Laboratuvar
tarafından testlerin prosedürü net bir şekilde yazılmalıdır ve hasta başı
testleri yapan personelin bu kurallara uyması sağlanmalıdır.
8.
Merkez
laboratuvarda uygulanan testler için olan kuralların çoğu hasta başı testler
için de geçerlidir.
9. Hasta başı testlerin uygulanmasında maliyet ve etkinlik arasındaki dengeye dikkat edilmelidir.
Yoğun bakım üniteleri alınan kan örneklerini yakında
bulunan bir laboratuvara ya da hastanenin merkez laboratuvarına personel ya da
pneumatik tüp sistemi ile gönderirler. Örnekler incelendikten sonra sonuçlar
tekrar yoğun bakım ünitesine gönderilir. Fakat merkez laboratuvar her zaman yoğun
bakım ünitesinin ihtiyaçlarını karşılayamaz. Merkez laboratuvardaki test
işlemleri çok basamaklı ve çok sayıda personelin bir arada çalışmasını
gerektirmektedir.
Hasta başı testler örneklerin hasta başında
değerlendirilerek sonuçların elde edilmesini sağlar. Klinisyenin hastanın
klinik durumu hakkında daha hızlı bilgi edinmesini, laboratuvar sonuçlarını
entegre ederek tanıya daha hızlı ulaşmasını sağlarken teropatik manipülasyonlar
sonrası sonuçların monitörize edilmesini de kolaylaştırır. Hasta başı testlerde
kullanılan cihazlar analizörler ve monitörler olmak
üzere ikiye ayrılır. Analizörler damarlardan alınan kanı değerlendirirken
monitörler damar ağı içerinde bulunan kanı intrakorporal (in vivo) ya da
ekstrakorporal (in vitro) olarak değerlendirir. Hasta başı testlerde kullanılan
analizörün komponentleri kan girişini sağlayan kapakçık, biosensör,
reaktifler, atık bölmesi, monitör ve printerden
oluşur. Portable analizörlerde sensörün, reaktiflerin ve atıkların konulduğu
çok kullanımlı bölmeler bulunurken elle taşınan analizörlerde tek kullanımlı
bölmeler bulunur. Hasta başı testlerde kullanılan monitörün en önemli
komponenti arterial kateterden geçen probun üzerinde bulunan biosensörlerdir
(in vivo monitoring). Bazen de arterial kateterin içine yerleştirilen bir
basınçlı tüple kan önce biosensörün üzerine aspire edilir. Analiz yapıldıktan
sonra ise reinfüze edilir.
Hasta başı testlerde kullanılan cihazları üreten firmalar
tüketici isteklerini göz önünde bulundurarak cihazlarda bazı modifikasyonlar
yapabilmektedirler. Bu değişiklikler yapılırken dikkat edilmesi gereken bazı
kurallara uyulmalıdır (FDA kuralları vs.). Önce tüketici isteklerini karşılayan
fonksiyonel modeller oluşturulmuştur. Önemli olan dizaynı yapılan ürünün seri üretimine
geçilebilmesidir.
Hasta başı testlerin hastanelerde uygulanmaya
başlanmasında dikkat edilecek 3 önemli nokta vardır. Bu konudaki kurallar,
çalıştırılacak personel ve bilgi akışı.
Hasta başı testlerde kullanılan analizörler CLIA 88(Clinical Laboratory Improvement Amendment) prensiplerine uygun olmalıdır. Monitörlerdeki düzenlemeler CLIA kurallarına göre yapılmaz. CLIA’ya göre testler kolay, orta derecede kompleks ve çok kompleks olarak 3 gruba ayrılır. Hasta başı testlerin çoğu orta derecede kompleks testler kategorisine girmektedir.
Her laboratuvarın örneklerin alınması, paketlenmesi,
laboratuvara getirilmesi, testlerin yapılması ve sonuçların gönderilmesi için
kendine özgü kuralları vardır.
Orta derecede kompleks testlerin kalite kontrolü 8 saatte
bir yapılmalıdır. Cihazlar daha önce belirlenen aralıklarla düzenli olarak
kalibre edilmelidir. Hasta başı testlerde çalışan personelin bun işe uygun
kalifiye elemanlar olması ve çalışmaya uyumu izlenerek dökümante edilmelidir.
Bu kontroller ve gözlemler düzenli aralıklarla devam etmelidir.
CLIA
kurallarına göre hasta başı testleri uygulayacak hastanelerin iki seçeneği
vardır. Tüm hastane için tek bir sertifika alınabilir. Bu durumda hasta başı
testlerin yapıldığı her birimde merkez laboratuvar sorumludur. Ya da çok sayıda
sertifika alınabilir ve her test alanı kendi yaptığı testlerden sorumludur.
Hasta başı testleri yapan birimlerin merkez laboratuvar tarafında kontrol
edilmesi; cihazların seçimini, personelin görevlendirilmesi, kurallara uyumun
sağlanması açısından önemlidir.
Hasta başı testler ile ilgili bir diğer önemli nokta elde edilen
sonuçların merkez laboratuvarın ve hastanenin bilgisayar sistemine aktarılarak
arşivlenmesidir. Testler hasta başında yapıldığı için test sonuçlarının
herhangi bir yere gönderilmesi gereksiz görülebilir. Fakat hasta başı
cihazların kendi kalibrasyonu ve kalite kontrolü bulunduğundan elde edilen
sonuçların arşivlenmesi gerekir.
Merkez laboratuvarda yapılan testlere ait sonuçların arşivlenmesinde klinisyenin kullandığı istek kağıdı kullanılır. Hasta başı testlerde ise her test için istek kağıdı yazılması pratik değildir, gereksizdir, zaman alır ve işlemi uzatır. Bazen testin yapılması, test için gerekli istek kağıdının yazılmasından daha kısa sürer. Bu problemi çözmek üzere otomatik yazıcılar geliştirilmiştir.
Gelecekte in vivo testlerin önem kazanacağı ve hastalıkların daha erken
tanısının konmasını sağlayan yeni testlerin dizayn edileceği düşünülmektedir.
Kanda yapılan ölçümlerde elde edilen sonuçlar doku
depolarını göstermez. Transdermal ve subkutan problar kullanılarak daha net bir
bilgi elde edilebilir. Ayrıca idrar ve ekshale edilen havada ölçüm yapan
cihazlar geliştirilmiştir. Sublingual monitörizasyon için de bazı cihazlar
geliştirilmiştir.
İn vivo otomatik analizörler bir organın fonksiyonlarını
monitörize etmek için dizayn edilmiş cihazlardır. Bu cihazlar değişik bölgelere
implante edilebilirler (intaperitoneal, kas içi). Örneğin; intraperitoneal
insülin pompası peritoneal kaviteye implante edilir, kan şekerini ölçer, direk
olarak bir infuser ile bağlantılıdır. Kan şekeri değerine göre insülin
infüzyonu yapar.
Aynı teknoloji elektrolit replasmanında kullanılabilir.
İdrar kateterine yerleştirilen otomatik bir analizörle potasyum miktarı
ölçülerek K+ infüzyonu ayarlanabilir.
Strok hastalarında kan basıncı monitörize edilerek
vasodilatatör ya da katekolamin infüzyonu yapılabilir.
Organ ve dokulardaki hücreler sürekli olarak belli oranda
genel dolaşıma katılırlar. Organ hasarı olduğunda dolaşımdaki hücrelerin yüzde
oranı artar. Belirli bir dokuya spesifik gen ürünleri (mRNA ve proteinler)
organ hasarını gösterebilir. Renal yetmezlikte kana ve idrara geçen; tubuler
hücreler, proteinler renal hasarı; BUN, kreatinin ve idrar miktarındaki
değişikliklerden daha erken gösterebilir. Aynı teknoloji bakteri
enfeksiyonlarında RNA probları ile kandaki bakterilerin belirlenmesinde
kullanılabilir.
Teknolojideki bu gelişmelerin sonucunda tanının daha erken konulması ve geri dönüşümsüz hasarlar oluşmadan tedavinin başlanması sağlanmıştır. MI’da erken tanı ve trombolitik tedavi başlanması prognozu olumlu etkiler. Bu yeni yöntemlerle enfeksiyonlarda kültür sonuçları beklenmeden uygun antibiyotik başlanabilir.
|
|
|
|