Hazırlayan: Dr. Zafer YURDAKUL
Hücre
adezyon molekülleri, hemen hemen tüm hücrelerin yüzeyinde eksprese edilen
glikoprotein moleküllerinden oluşan bir gruptur. Hücrelerin, sıklıkla da
lökositlerin, birbirlerine, endotel hücrelerine veya ekstraselüler matrikse
bağlanmalarını sağlayan yüzey proteinleridirler.
Yaralanma ve enfeksiyona yanıtta oluşan özel sinyaller bazı adezyon
moleküllerinin ekspresyonunu ve aktivasyonunu kontrol etmektedir.
Hücre
adezyon moleküllerinin, reseptörlerine ve ligandlarına bağlanmaları ile oluşan
yanıt ve etkileşim sayesinde rol oynadıkları bazı fonksiyonlar şunlardır:
¨ doku / organ gelişimi ve hücre
proliferasyonu
¨ embryogenezis
¨ immün ve inflamatuar hücrelerin inflamasyon
bölgesine migrasyonu
¨ immün yanıtın başlatılması ve yayılması
¨ ekstraselüler matriksten hücreye bilgi akışı
¨ yara iyileşmesi
¨ kanser metastazı
ü Geçici transmembran
bağlayıcı glikoproteinlerdir.
ü Divalan katyon bağımlı
glikoproteinlerdir. Kalsiyum varlığında hücrelerin spesifik oligosakkaritlerini
tanıyarak onları başka bir hücreye bağlarlar.
ü Heterofilik adezyon
yaparlar.
ü Karbonhidrat bağlayan
moleküllerdir. Ligandları genellikle sialik glikanlardır.
ü 3 tipi vardır : à Endotelyal (E) selektin
à Lökosit (L) selektin
à Platelet (P) selektin
ü L selektin ve P selektin
birlikte çalışarak dolaşımdaki lökositlerin endotel hücreleri ile etkileşimine
aracılık ederler ve bu sayada lökositlerin endotelde karakteristik “ rolling ”
hareketi meydana gelir.
Bu başlangıçtaki zayıf
etkileşimleri, E selektin ve integrinlerin rol oynadığı kuvvetli etkileşimler
takip eder. İntegrinler sayesinde daha sıkı bağlanma oluşur.
Sonunda damar duvarından
lenfoid dokulara ve inflamasyon bölgelerine ekstravazasyon gerçekleşir. Bu
olaya “ diapedezis “ denir.
ü E selektin à DM, vaskülitler, sepsis
L selektin à Sepsis, HIV enfeksiyonu
P selektin à HÜS, TTP
ü Hem
hücre–hücre, hem de hücre–matriks bağlanmasını meydana getiren transmembran
glikoproteinlerdir.
ü α
ve β subünitleri vardır ve bunların non-kovalent bağlanmış
heterodimerleridirler.
ü Hedef
hücrelerdeki spesifik ligandlarına bağlanırlar.
ü Bağlanma
kalsiyum, magnezyum ve mangan gibi divalan katyonlardan etkilenir.
ü Hücrelere
zayıf afinite ile bağlanırlar. Bu da, hücrelerin çevrelerini tanımalarını
sağlayan “ velcro effect “ denilen etkiyi meydana getirir.
ü Sıklıkla
selektin bağlanmasından sonra oluşur.
ü İntegrinler,
beyaz kan hücrelerinin kan akımından dokulara migrasyonundan önce, endotel
hücreleri ile sıkı bağ yapmalarını sağlar.
( α1 ve β2 subünit içeren integrinler
ile )
ü Plateletlerde de β3
subünite sahip integrinler bulunur ve kanama sırasında fibrinojene bağlanır.
Glanzmann’s hastalığında β3 içeren integrinlerin genetik
eksikliği mevcuttur.
ü Single pass transmembran
glikoproteinlerdir.
ü Bazı tipleri ► Nöral ( N ) cadherin
► Plasental (P) cadherin
►Epitelyal (E) cadherin
►Desmozomal cadherin
►Protocadherin
ü Homofilik ve kalsiyum
bağımlı adezyon gösterirler.
ü Embriyonik gelişiminde ve
doku organizasyonunda önemlidirler.
ü Ekstrasellüler, transmembran
ve intrasellüler domainleri vardır.
Ekstrasellüler domain
kalsiyum bağlayıcı bölge içerir.
İntrasellüler domain
kateninleri bağlar. Kateninler de daha sonra hücre iskelet sistemindeki
spesifik proteinleri ( aktin ) bağlarlar. Cadherinlerin adezyon özellikleri bu
etkileşimlere bağlıdır.
ü Cadherin E : Redüksiyonu
malignitelerle koreledir.
Örnek: Jinekolojik maligniteler,
gastrik maligniteler
Cadherin P : Juvenil
maküler distrofi
Konjenital hipotrikozis
Cadherin 23 : Sağırlık
Desmoglein 3 : Pemfigusda otoantikorların hedefidir
ü Hücre içindeki iskelet
sistemine bağlanan single pass transmembran glikoproteinlerdir.
ü Bağlanmaları kalsiyum
bağımlı değildir.
ü Üyelerden bazıları :
İntrasellüler adezyon molekülleri à ICAM
Vasküler adezyon molekülleri à VCAM
Nöral hücre adezyon molekülleri à NCAM
ü Ekstrasellüler, transmembran
ve intrasellüler domain içerir.
ü İntrasellüler domain hücre
iskeleti ile etkileşime girer.
ü Homofilik ve heterofilik
bağlanma yapabilirler.
NCAM’lar homofilik bağlanma
yaparlar.
ICAM’lar aktive endotel
hücrelerinde eksprese edilirler. Bunlar, beyaz kan hücrelerinde eksprese edilen
integrinlerin hedef ligandlarıdırlar ve heterofilik bağlanma yaparlar.
ü Tipik olarak, integrinlerle
veya diğer IgCAM’larla bağlanma yaparlar.
ü Myelinizasyonda ve
lökositlerin sıkı adezyon yapmasında önemlidirler.
Beyaz kan hücrelerinin dokulara over-migrasyonu doku
hasarına ve kronik inflamasyona neden olmaktadır. Bu işlemlere immün ve
inflamatuar hücrelerde ve kan damarlarındaki endotel hücrelerde eksprese edilen
hücre adezyon molekülleri aracılık etmektedir.
Lökositler, dolaşımı terk edebilmek için, öncelikle
damar duvar yüzeyine yapışmalı ve sonra endotelyal hücre junctionları arasından
dokulara geçebilmelidir. Bu, birbirini izleyen 3 adımdan oluşur.
1.
Lökositlerin,
damar duvarı boyunca “ rolling “ hareketi
2.
Damar
duvarına yapışması
3.
Transendotelyal
migrasyonu
“
rolling “ hareketi selektinler, yapışma ve migrasyon ise integrinler ve
immünglobuin süperailesi üyeleri aracılığıyla gerçekleşir.
ICAM-1 ; endotelyal hücrelerde, antijen prezente
eden hücrelerde vb. eksprese edilen bir Ig superailesi üyesidir. Lökositlerin
yapışmasında migrasyonunda ve immün ve inflamatuar hücrelerin aktivasyonunda
önemli role sahiptir.
ICAM-1’in bloklanması veya down-regülasyonu ile,
immün ve inflamatuar hücrelerin aktivasyonu ve bu hücrelerin inflamasyon
bölgesine geçişlerinin engellenebileceği düşünülmüştür. Hayvan çalışmalarında ;
kardiyak allogreft rejeksiyonu, ülseratif kolit ve endotoksin aracılı akciğer
inflamasyonu modellerinde ICAM-1 inhibitörü maddeler anlamlı aktivite
göstermiştir.
VCAM-1 ; primer olarak lenfositlerde, eosinofillerde
ve bazofillerde eksprese edilen bir moleküldür. VCAM-1 için geliştirilecek
ilaçlar da astım ve allerjik rinit gibi allerjik hastalıklarda kullanıma
girebilecektir.
MULTİPLE SKLEROZDA HÜCRE ADEZYON MOLEKÜLLERİ
VCAM-1, ICAM-1, E-selektin gibi
multiple sklerozda da önemli olan hücre adezyon moleküllerinin hücre migrasyonu
ve genelde inflamatuar proçeste, özellikle de otoimmün demiyelinizasyon
mekanizmasında önemli oldukları düşünülmektedir.
Yapılan
çalışmalarda multiple sklerozun klinik relapsları sırasında serumda ve BOS’da
ICAM-1’in yüksek saptandığı, yüksek doz kortikosteroid tedavisi sonrası oluşan
remisyon tablosunda ise azaldığı bildirilmektedir. Relapslar sırasında eş
zamanlı alına serum ve BOS örneklerinde VCAM-1 düzeyleri de yüksek bulunmuştur.
Tümorogenezis de hücre
adezyon moleküllerinin rol aldığı bir başka durumdur. Başarılı bir
tümorogenezis için hücre adezyonunda normal doku çatısının bozulmasını
kolaylaştıran bir değişiklik ve tümörün büyümesini sağlamak için angiogenez
olmalıdır.
Son
zamanlarda tanımlanan selektin ligandı sialik glikoproteinler, kolon adeno Ca
metastazında selektin aracılı adezyon için belirteçtirler.
Bu
bağlamda araştırmacılar ; kolon adeno Ca’larda selektin ligandlarını izole
etmeyi, dinamik adezyon ölçümleri ve atomik güç mikroskopları kullanarak
fonksiyonlarını ve biyofiziksel özelliklerini belirlemeyi
amaçlamaktadırlar.
► Lökosit adezyon defekti-1 à β2 subünit içeren integrin
sentezi yapılamamaktadır.
Lökosit
adezyon defekti-2 à selektinlerde defekt
vardır.
► Hücre adezyon molekülleri ( selektinler ve
integrinler ) , kan beyin bariyerinin oluşumunda da önemlidir ve immün
hücrelerin penetrasyonunu kolaylaştırır.
► Hücre adezyon molekülleri, patojen
mikroorganizmalar tarafından organ ve dokulara girebilmek ve immün sistemden
kurtulmak için de kullanılabilmektedir. Örneğin ; ICAM-1, rhinovirus ve
plasmodium falciparum tarafından kullanılır.
☻ Dolaşımdaki hücrelerin yüzeyinde iseler,
spesifik işaretlenmiş antikorlar kullanılarak flow sitometri ile
ölçülebilmektedirler.
☻ Hücre yüzeyinden ayrıldıktan sonra, bazı
hücre adezyon molekülleri, özellikle de Ig süperailesi üyeleri, çözünür forma
geçerler ve ELISA ile ölçülebilirler.
☻ Hücre adezyon moleküllerinin dokuda
ekspresyonları immünhistokimyasal tekniklerle identifiye edilebilmektedir.
☻ Bu moleküllerin m-RNA’ları PCR veya in situ
hibridizasyon yöntemi ile belirlenebilmektedir.
|
|
|
|