Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Hazırlayan: Vet. Hek. İlker Kudret Sarıyer

 

 

BİN YILIN MUCİZE BİTKİSİ

“SARIMSAK

           

            Bu tabiri ben koymadım, ABD’li bilim adamlarınca verilmiş bir isimdir. Kanaatimce sarımsak bu unvanı fazlasıyla hakketmektedir. Peki niçin sarımsak? Özellikle 1990’lı yıllardan sonra kanser AIDS gibi hastalıklarda artış ve bir çözüm bulamama bilim adamlarını bir arayışa soktu. Bu arayışlardan en fazla payı alanlardan bir tanesi de, binlerce yıldır insanoğlu tarafından tedavi amaçlı olarak kullanılan ve popülaritesini hiç kaybetmemiş bir bitki olan sarımsaktır.

 

 İnsanlık tarihinde binlerce hastalık ortaya çıkmış ve bunların tedavileri yokken, yapılan araştırmalar sonucu etkin tedavi ajanları ile belli hastalıklar tamamen ortadan kaldırılırken, bir zamanlar salgınlara ve toplu ölümlere neden olan bazı hastalıklar ise kolayca şifa bulur hale gelmiştir. Bu hastalıkların günümüzdeki örneği ise çağımızın vebası olarak görülen AIDS ve kanser hastalıklarıdır. Yine kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik hastalıklar da günümüzde insanoğlunu muzdarip bırakan önemli hastalık guruplarıdır. Bu gün bilim adamlarının bütün ilgisi bu hastalıkların üzerine toplanmış ve çözüm arayışları sürmektedir.

 

Bu arayışlar sırasında özellikle son yıllarda sarımsak , yoğun olarak ilgi görmeye başladı. 2001 ve 2002 yıllarında yüzlerce makale dünyanın dört bir yanından endexlere yansıdı. Elde edilen bulgular hiç de küçümsenecek boyutta değildir. Çoğu bilim adamının birleştiği nokta sarımsağın mükemmel biyoaktif bileşikler içerdiği yönündedir.

 

            Alternatif tıp dediğimiz uygulamalar bilim adamlarının hep ilgisini çekmiştir. Batı Afrika ülkelerinden Gine’de başkent Conakry’nin 450 km uzağında balta girmemiş ormanların ortasında yaşayan şamanlar buna bir örnektir. Teknolojinin ve tıbbi malzemenin giremediği bu bölgelerde insanları atalarından kalma yöntemlerle iyileştiren şamanlar, artık batılıların umudu olmuş durumdalar. ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerde kurulu ilaç firmaları ; bitki kökleri, kabukları ve yapraklarından tamamen doğal ilaçlar kullanan , sıtmadan ishale, depresyondan yüksek tansiyona, iktidarsızlıktan sarı hummaya kadar 200’e yakın hastalığı “ot” larla ortadan kaldıran şamanların sırları peşinde milyonlarca dolar döküyorlar. Doğada 500 bin kadar değişik bitki türü olduğu düşünülürse ölümcül pek çok hastalığa doğanın çare olma olasılığı son derece yüksektir. ABD Kanserle Savaş Enstitüsü tek başına her yıl binlerce bitki özünü araştırıyor. Yumurtalık kanserine pasifikte yetişen bir bitkiden elde edilen Taxol adlı ilaçla şifa bulunduğunu düşündüğümüzde, doğanın bu gibi örnekleri bünyesinde barındırdığı aşikar olup bizlere düşen görev bunu ortaya çıkarmak olmalıdır.

 

            Bunlar arasında benim ilgimi çeken ve her geçen gün öğrendiklerimle hayranlık duyduğum “ SARIMSAK” , çok eski dönemlerden bu yana yemeklerde çeşni olarak kullanımı bir yana , tedavi amaçlı olarak da kullanılmaktadır.

           

1943 yılında Dr. Hafız Cemal tarafından yazılan “ Lokman Hekimin Ye Dediği Şifalı Bitki Sarımsak “ adlı kitaptan alınan sarımsağın faydaları kısmını aynen sunmak istiyorum.

 

1.      İlk çağda Mısırlılar, Araplar, Türkler ve Yunanlılar sarımsağı çok kullanmışlardır. Milattan 4 - 5 bin yıl önce Mısır’da yapılan büyük ehramların içinde sarımsağın resmi ve adı yazılmış taşlar bulunmuştur.

2.      Romalılar muharebeye giden askerlerine neşeceat ve cesurluk vermek için bol bol sarımsak yedirirlerdi.

3.      Grip salgını sırasında bol  sarımsak yiyen gripten korunur.

4.      Sarımsak birinci sınıf derecesine yakın bir kuvvette antiseptiktir, mikropları uyuşturur, hatta bir çoğunu telef eder.

5.      Sarımsak kanı temizler.

6.      Sarımsak kan deveranını, damarlarda dolaşımını düzgün yapar.

7.      Sarımsak romatizmalılara şifa verir.

8.      Çok sarımsak yiyenler sağlam ve uzun ömürlü olurlar.

9.      Nefes darlığına astıma iyi gelir.

10.  Eski hekimlerin çoğu sarımsağı solucan düşüren ilaç olarak methederlerdi.

11.  Sızlayan dişetlerine ara sıra sarımsak sürülürse fayda verir.

12.  İnsan her gün bir baş sarımsağı yerse kanser hastalığına yakalanmaz diyen bazı hekimler vardır.

13.  Sarımsak troid denilen çok önemli bir bezin faaliyetini artırır.

14.  Yılan, akrep, kırkayak gibi zehirli hayvan ve böcek ısırmalarından husule gelen yaralara sarımsak yağı sürülürse çok fayda verir.

15.  Sinirlilikten , zayıflıktan, ve ayyaşlıktan ileri gelen el veya ayak titremelerine karşı sarımsak çok fayda verir.

16.  Akşam yemeğinde bolca sarımsak yiyen geceleyin rahat uyur.

 

Görüldüğü gibi Dr. Hafız Cemal sarımsakla ilgili pek çok şeye değiniyor. Bunların bazıları bizi güldürse de sarımsağın etkinliği günümüzde ispatlanmıştır.

 

Sarımsakla ilgili pek çok haber basın yayın organlarımıza da yansımıştır. Bunlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

“Marmara Ünv. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel ALPHAN – sarımsak çiğnenerek yenildiği taktirde kanser olma riskini azaltır – dedi. Vitamin, mineral ve aminoasid yönünden son derece zengin olan sarımsak, kalp krizi, beyin kanaması ve kanser  olma riskini azaltıyor”

( Milliyet gaz. 15 Aralık 2001 )

 

 

“-Eğer kalp hastalıkları ile ilgili risk faktörlerini de göz önüne alarak bir ilaç dizayn etmemiz gerekseydi sarımsaktan daha iyisini yapamazdık- diyor, Kaliforniya’daki  Ojai Center of phytotherapy’nin müdürü Amanda MC. Quade Crawford.”

( Haftalık pusula dergisi 10/8/1999)

 

“Sarımsağın sürekli kullanımı kalp hastalıklarından koruyor. Sarımsak iyi huylu (HDL) kolesterolü yükseltirken, kötü huylu ( LDL ) kolesterolü ve trigliseritleri düşürüyor. Ayrıca tansiyonu düşürmek için kullanılıyor. Araştırmalar sarımsağın çeşitli mikroorganizmalara karşı etkili olduğunu ortaya koyuyor. Sarımsak bağışık sistemini güçlendirmesinin yanında antiviral ve antifungal olarak da kullanılıyor. ( Hürriyet gaz. 3/6/2000)

 

“Çin’de yapılan bir araştırma, sarımsak tüketiminin fazla olduğu kişilerde gastrik kansere yakalanma riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.”             ( Kastamonu gaz. 3 Mayıs 2002 )

 

“  - American Society of Tropical Medicine and Hygiene -  genel kurulunda ABD’nin Atlanta kentinde  sarımsak araştırması raporu sunuldu. Sarımsakta sıtma ve kansere karşı savaşta önemli rol oynayan bileşikler olduğu ortaya çıktı. Kanada’nın Toronto Universitesinde yapılan araştırmada sarımsağın sıtmada olduğu kadar kanserle savaşta da önemli rolü olduğu saptandı. Disülfides adı verilen sarımsaktaki bileşiklerin antiviral, antibakteriyel, antiparaziter ve antikanserojen özellik taşıdığı belirlendi. Sarımsağın bir bileşeni olan Ajoenin, hücreler için önemli olan  glutatyon sistemi üzerine etkili olduğu gözlendi. “

( Kastamonu gaz. 10 Haziran 2002 )

        

SARIMSAK ( Allium Sativum )

 

·        Anavatanı Hindistan olan sarımsağın tarihi insanlık kadar eskidir.

·        Tarihin ilk çağlarında Sümerlerin sarımsağı bildikleri ve ilaç olarak kullandıkları elde edilen arkeolojik kayıtlardan anlaşılmaktadır.

·        Eski mısırlılar sarımsağı ilaç olarak kullanmışlardır.

·        Tarihi kayıtlardan Gizek piramidini yaptıran Firavun Keops ‘un ( IV Hanedan ) inşaat sırasında işçilere bol miktarda sarımsak yedirdiğini öğreniyoruz. Tarihçi Heredot, Mısır Piramitlerini yapan işçi ve kölelere hastalıklardan korunmaları, sağlıklı ve diri kalmaları için sarımsak verildiğini yazar.

·        Günde kilometrelerce yol yürüyen Romalı savaşçılara sarımsak yedirilmiştir.

·        Mısırlı anneler çocuklarını bağırsak kurtlarından korumak için boyunlarına sarımsak asarlarmış.

·        Eskiler sarımsağın özelliklerini mucizevi olarak yorumlamış, ilk tıp bilginlerinden Hipokrat bile bu bitkiyi terletici ilaçlar sınıfına sokmuştur.

·        Avrupada haçlı seferlerinden sonra şeytani güçlerle savaşta bile kullanılmıştır.

·        Sarımsağı İsrailoğulları Mısır’dan Filistin’e getirdiler. Oradan da Anadolu ve İronya’ya dağıldı. İlk defa haçlı seferleri sırasında Fransa’ya geldi ve oradan Avrupaya yayıldı.

·        En çok Kuzey Afrika, Orta ve Güney Avrupa, ABD ve Meksika’da yetiştirilir.

·        Sarımsak Ortaçağda vebaya karşı kullanılmış ancak antibiyotiklerin keşfi ile gözden düşmüştür.

·        Sarımsak ülkemizde 12.yy dan bu yana yetiştirilmektedir. Bu gün dünyanın her tarafında yetiştirilen sarımsak, ülkemizde selenyumca zengin toprakları ile en iyi ve kaliteli yetişme ortamını sağlayan Kastamonu ilimizin Taşköprü ilçesinde yoğun olarak yetiştirilmekte ve hemen hepsi ithal edilmektedir.

·        Sarımsak bitkisi Liliaceae ( Zambakgiller ) familyasındandır ve Allium sativum tür adı ile bilinir.

·        25  - 30 cm. yüksekliğinde yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli otsu bir bitkidir. Nadiren tohum bağlar bu nedenle soğancıkları ile üretilir.

·        Sarımsakta özel ve keskin kokulu uçucu bir yağ, şekerler,fermentler, protein, fosfor, demir ile A, B, C Vitaminleri bulunur.

 

 

 

 

 

 

 

SARIMSAĞIN İÇERİĞİ    ( 100 gr. )

 

Kalori................................ 136 kkal

Protein...............................    6,1 gr

KH  ...................................   27,5 gr

Yağ ....................................     0,1 gr

Su   ....................................    64 gr

Kolesterol .........................     0

Kalsiyum ..........................   38 mgr

Fosfor................................   134 mgr

Demir ................................   1,4 mgr

B1 Vit ................................   0,2 mgr

B2  Vit................................    0,08 mgr

Niasin ................................    0,6  mgr

C-Vit  ................................   14 mgr

 

 

SARIMSAĞIN TIBBİ AÇILIMI

 

Farmakolojik Etki                               Etkiye Neden Olan Olası Bileşik

 

Antikoagulan   ...................................   Ajoen

Hipotansif   .......................................   Selenyum – Germanyum - Allicin

Antiparazitik   ...................................   Allicin – Aliin - Ajoen

Antibakteriyel   .................................   Alicin – Aliin

Antimikotik   .....................................   Allicin – Aliin – Ajoen

Antiviral   ..........................................   Allicin – Ajoen

Hipolipemik   ....................................   Dialil –disülfür

Ağır metal zehr   ...............................   selenyum-alil merkaptan- germanyum

Antikanserojen ..............................    Dialyl-disülfirler, allicin, ajoen,                      S-allylcysteine, selenyum, germanyum,

Antioksidan ......................................   organosulfür bileşikeri ( DAS, DADS,SAC, SEC, NAC ),  selenyum, germanyum

Hücresel bağışıklık   .........................   germanyum, selenyum, çinko, allicin

Bütünleyici etki   ..............................   Mg ve Ca

 

 

Sarımsakta bulunan en önemli kimyasal bileşikler sülfür bileşikleridir. Bunlar aliin, allicin, thiosulfinatlar, gama-glutamylcysteine peptitleri ve çeşitli diğer sülfür bileşikleridir. Bunların bazıları sarımsakta doğal olarak bulunmazlar. Ancak sarımsağın kullanıma hazırlanması sırasında  uygulanan ezme, kesme, doğrama gibi işlemler sonucunda  oluşurlar. Sarımsaktaki sülfür bileşiklerinin % 82’sinin  Aliin’den  ve gama- glutamylcystein peptitlerden türediği sanılmaktadır. Aliin doğal olarak sarımsakta bulunur. Sarımsak mekanik bir işleme tabi tutulduğunda hücre içersinde vakuollerde bulunan alicinase enzimi açığa çıkar ve aliini allicine katalizler. Allicin ise sarımsağın çoğu biyolojik etkinliğinden sorumludur. Sarımsak kaynatılarak distilayonu yapıldığında burada allicine rastlanılmamış.  Bu durumda ise aliin ve allicinin çoğunun uçucu yağ asitleri olan diallyl-sülfitlere dönüştüğü ileri görülmüştür. Sarımsağın biyolojik aktif maddeleri Allicin, Ajoen ve Diallyl-sülfür bileşikleridir. Tüketimde sarımsaktan en iyi faydalanmanın yolu ise bu üç bileşenin bir arada olduğu formda mümkün olmaktadır. Sarımsağa has kokusunu kükürt ve sülfürlü uçucu yağ asitleri vermektedir. Dolayısıyla pişen yemeklere sarımsak atıldığında, yemek buharı ile bu bileşiklerin kaybı olmaktadır. Sarımsaktan faydalanmanın en mükemmel yolunun çiğnenerek yenmesi olduğu noktasında bu gün bilim adamları hemfikirler. Batıda çoğu ilaç marketlerde kokusuz ilaç tabletleri satılmaktadır. Bunun için sarımsaktaki sülfür bileşikleri klorofille maskelenerek koku ortadan kaldırılıyor. Kokusuz sarımsak tabletlerinin biyolojik etkinliğinin çok az olduğunun ortaya konulmasından sonra  kokusu azaltılmış  (low odor product )tabletler geliştirilmiştir. Bunlarda ise sülfür bileşiklerinin konsantrasyonu düşük tutulmuştur.

Buna bir firmanın çıkarmış olduğu ürünle örnek vermek istiyorum.

 

High – Potancy Garlic Powder:

·        Aliin   13,200 mgr

·        Allicin  6,000 mgr

·        Thiosulfinates  6,000 mgr

·        g- glutamylcysteine peptides  5,200  mgr

·        Other Sulfurs   4,200   mgr

 

Each entrically coated tablet ( they dissolve in the intestine is roughly the equivalent of 1 clove of fresh garlic.

 

Ülkemizde hala eczanelerimizde sarımsak tabletlerini görememekteyiz. Batı toplumu sarımsağı bir ilaç olarak kabullenmiş ve yoğun olarak bu tabletleri kullanmaktalar. Çoğu insan sarımsağın kokusu nedeniyle kullanımından kaçınmaktalar. Bu açıdan ülkemizde de sarımsak tabletlerinin kullanımının teşvik edilmesi eczanelerimizde yer almasının faydalı olacağı kanaatindeyim.

 

Günümüzde  dünyada sarımsak tüketimi olan ülkeler arasında Bulgaristan ilk sırada yer alıyor. Bulgaristan’da kanser ve damar hastalıklarından ölenlerin sayısı Avrupa’ya nazaran    6 – 7 misli daha düşüktür.

İsveçli çocuklara okula giderken aileleri sarımsak yediriyorlar. Bu bir gelenek halini almış. Zira bu gün sarımsağın çocukları çocuk felcine karşı koruduğu anlaşılmıştır.

 

KANSERDE

 

Çok eskilerden beri sarımsağın kanser oluşma riskini azalttığı ve kanser tedavisinde kullanılabileceği yönünde pek çok söylem bulunmaktadır. Günümüzde yapılan pek çok çalışmanın sonucu da bu söylemi destekler nitelikte olup, sarımsaktan antikanserojen bir ilaç geliştirmenin formülleri aranmaktadır.

 

·        Guyonnet ve ark.ları sarımsağın bileşenlerinden olan DAS ve DADS’in, ratlarda yapmış oldukları çalışmada Aflatoksin B(1) genotoksisitesi üzerine etkisini araştırmışlar ve AFB1’in neden olacağı karaciğer karsinomu oluşma riskini, aflotoksin metabolizmasını hızlandırarak önlediğini ortaya koymuşlar.

( Carsinogenesis 2002 Aug;23(8):1335-41 )

 

·        Helikobakter pylori enfeksiyonları bilindiği gibi gastrit ve mide kanserine yol açabilmektedir. Iimura ve ark. bir grup rata  Helikobakter pylori ile beraber AGE ( aged garlic extrat ) vererek ( %4 oranında ), gastrit ve mide ca oluşumunu kontrol grubu ile karşılaştırarak araştırmışlar. Sonuçta kontrol grubunda her ratda gastrit ve mide ca oluşurken,  AGE verilen ratlarda gastrit semptomlarının hafif seyrettiği ve mide ca’nın oluşmadığı gözlenmiş. Sonuçta sarımsak ekstrelerinin H.pylorinin neden olabileceği gastrit ve mide ca’ların  önlenmesinde kullanılabileceği yargısına varılmış.

     ( Cancer lett  2002 Dec 10 ; 187(1-2) : 61 )

 

·        S-allylcysteine (SAC) sarımsağın suda çözünebilen bir kompenentidir.  Balasenthil ve ark.ları DMBA ( Dimethylbenzanthracane ) ile bir gurup hamsterde oluşturulan yanak kanseri üzerine lokal olarak SAC uygulamışlar ve kanserin iyileştiğini gözlemlemişler. SAC’ın bu etkiyi kanser hücrelerinde apoptosis ile ilişkili Doku transaminaz (tTG) enzimini indükleyerek ve Bcl-2 enzimini inhibe ederek yaptığını ortaya koymuşlar.

( Cell Bochem Funt 2002 Sep ;20(3): 263-8 )

 

·        Diallyl suflide ( DAS ) sarımsağın bir bileşenidir. Shucla ve ark. bir grup fareye intraperitoneal olarak Erlich Ascites ( EA) tümörünü  uyguladıktan 1 saat sonra    0,2 ml  DAS’ı aynı yolla vermişler ve sonuçta DAS’ın EA tümör hücreleri üzerine sitotoksik etki yaparak ve angiogenesislerini inhibe ederek, farelerin yaşam süresini uzattığını ve %25 farenin kurtulduğunu gözlemlemişler.

( Biomed Environ Sci 2002 Mar ; 15 (1) : 41-7 )

 

 

 

·        Son yapılan çalışmalar sarımsak extraktının kanser gelişimini baskıladığını ortaya koymaktadır. Ancak kanser hücrelerinin göçü ( metastaz ) üzerine sarımsağın  etkisi yönünde tek çalışmayı Hu X ve ark.ları yapmışlar. AGE’in rat sarkoma tümör migrasyonu ve gelişimi üzerine etkisini araştırmışlar ve doza da bağımlı olarak rat sarkoma hücrelerinin gelişimini ve sarkoma hücre metastazını inhibe ettiğini gözlemlemişler.

( Mol Med 2002 Jun;9 (6) : 641 –3 )

 

·        Z-ajoene sarımsak yağının sülfürce zengin bir komponentidir. Ajoenin trombosit agregasyonunu invivo ve invitro olarak inhibe ettiği tanımlanmıştır. Li ve ark.ları yapmış oldukları çalışmada ajoenin antitümör aktivitesini in-vivo ve in-vitro olaral araştırmışlar. HL60 hücrelerinde erken mitotik aşamada ajoenin hücre proliferasyonunu önlediğini gözlemlemişler. Yine sarkomalı farelerin  %38’ inde ve heatocarsinomlu farelerin % 42’sinde proliferasyonun durduğunu gözlemlemişler.

( Carsinogenesis 2002 Apr;23(4):573-9 ) 

 

·        Ajoenin lösemili hastalarda, lösemi hücrelerinde apoptosisi indüklediği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Dirsh ve ark.ları bu durumun mekanizmasını aydınlatma yolunda yapmış oldukları bir çalışmada leukemic hücrelerde ajoenin mitokondrial caspase şelalesini ve inhibitör caspase –8 i aktive ettiğini gözlemlemişler.

( Leukemia 2002 jan;16(1):74-83 )

 

 

KALP DAMAR SAĞLIĞI

 

·        Sarımsağın kan kolesterol düzeyini düşürdüğü ve ateroskleroz gelişimini önlediği söylenmekte. Bunun üzerine Ankara Ünv. Biyokimya bölümünde yapılan bir çalışmada sarımsağın oxidant / antioksidan durum ve ateroskleroz üzerine etkileri araştırılmış.

22 rat kolesterollü diyet ile beslenmiş. ( 0,5 g/kg/gün –4ay)

9 rat normal diyetle beslenmiş. (4 ay)

bu sürenin sonunda 22 rattan 7 sinde aterosklerotik plak oluşunu ve antioksidan aktivite ölçülmüş. Kalan 15 hayvanın 7 si normal lab yemi ile 8 taneside sarımsak ekstraktı ile beslenmeye devam edilmiş ( 1,5 ml / kg / day –3 ay ).  Bu süre sonunda sarımsak verilmeyen grupta antioksidan aktivitenin azaldığı ve aterosklerotik plak oluşumunun yaygın olduğu gözlenmiş. Sarımsak verilen grupta ise önemli bir antioksidan korunma sağlandığı ve plak oluşumunun çok azaldığı gözlenmiş.

( Nutr Metab Cardiovasc Dis 2002 Sep;7(2):4-6 )  

 

·        Sarımsakda bulunan organosülfür bileşiklerinin [ DAS ( diallyl sulfide), DADS ( diallyl disülfide), SEC ( s-allylcystein), NAC ( N-acetylcystein)] non enzimatik antioksidan etkileri lipozom sisteminde Yin ve ark.ları çalışmışlar. Sonuçta bu bileşiklerin lipit stabilitesini artırdıklarını gözlemlemişler.

( J Agric Food Chem 2002 Oct 9;50(21):6143-7)

 

·        Myocardial Ischemic-reperfusion Injury (IRI) de patolojik ve biyokimyasal değişikliklerde ana rolü oksidatif stres oynamaktadır. Oral sarımsak alımının myokardiyal endojen antioksidanları aktive ettiği ileri sürülmektedir.  Banerjee ve ark.ları IRA’lı hastalarda sarımsağın bu etkinliğini araştırmışlar ve özellikle kronik sarımsak alımlarının oksidatif stresten ileri gelen ultrastructural değişiklikleri önlediğini ortaya koymuşlar.

( BMC Pharmacol  2002 Aug 16;2(1):16

 

·        Epidemiyolojik çalışmalar taze sarımsağın hipolipidemik etkisinin olduğu yönünde bilgi vermektedir. Lin ve ark.ları, Apoprotein B nin oluşumu ve sekresyonu üzerine önemli bir rol oynayan MTP ( Mikrosomal trigliserid transfer protein ) gen ekspresyonu üzerine sarımsağın etkisini araştırmışlar ve uzun dönem sarımsak kullanımının intestinal MTP gen ekspresyonunu azaltarak böylece barsaktan dolaşıma şilomikron salınımını suprese ettiğini gözlemlemişler.

( J Nutr 2002 Jun ;132(6):1165-8)

 

·        Liu ve Yeh kültüre edilmiş rat hepatositlerinde sarımsağın suda çözünür organosülfür bileşiklerinin ( S-alkenyl Cystein, S-allylcystein, S-ethylcystein ) hepatosit kolesterol sentezi üzerine etkisini çalışmışlar. Sonuçta bu bileşiklerin HMG-CoA Redüktaz enzim aktivitesini, enzim miktarı yada mRNA düzeylerini etkilemeden sadece fosforilasyonunu artırmak suretiyle  %25-30 azalttığını gözlemlemişler.

( J Nutr 2002 Jun ;132(6):1129-34 )

 

·        Adbel-Razek ve ark.ları yapmış oldukları çalışma ile Allicinin Nitrik oksit sentaz enzimini aktive ettiğini ve rat pulmonal arterlerinde nitrik oksite bağlı bir relaksasyon olduğunu artaya koymuşlar. Ayrıca allicin uygulamasını mütakip Süperoksidismutaz, Katalaz, Glutatyon peroksidaz enzim miktar ve aktivitelerinde artış gözlemlemişler.

( Clin Exp Pharmacol Physiol 2002 Jan – Feb;29(1-2):84-91

 

 

 

 

ANTİMİKROBİYEL

 

·        Hofbauer ve ark.ları sarımsak ekstrelerinin yangısal ve enfeksiyöz olgularda nötrofil hücre göçü üzerine etkilerini araştırmışlar ve sarımsak ekstrelerinin lökokosit göçünde potent bir inhibitör olduğunu ortaya koymuşlar.

( Heart Dis 2001 Jan-Feb; 3 (1):14-7 )

 

·        Sarımsağın immunomodulatör etki yaptığı bilinmektedir. Colic ve ark.ları yapmış oldukları çalışmada T-Lenfosit proliferasyonu üzerine sarımsak extraktının modulatör etki yaptığını ortaya koymuşlar.

( Phytomedicine 2002 Mar; 9(2):117-24 )

 

·        Ajoenin, sarımsağın trypanolitic ve antimikotik aktivite gösteren bir bileşeni olduğu yönünde pek çok çalışma yapılmış. Ledezma ve ark.ları ajoenin Leishmania türleri üzerine etkisini araştırmışlar ve tüm leishmania türleri üzerine potent leishmanisidal etki yaptığını gözlemlemişler.

( Parasitol Res 2002 Aug;88(8):748-53 )

 

·        Lemar ve Turner sarımsağın Candida albicans üzerine fizyolojik ve morfolojik etkisini araştırmışlar ve taze sarımsak extresinin anti-candidal etki yaptığını gözlemlemişler.

( J Appl Microbiol 2002;93(3):398-405 )

 

·        Sarımsağın lökosit sitokin üretimini baskıladığına ve yangısal kemik hastalıklarında ( özellikle IBD- Inflamatuar bone diseases )   terapötik olarak kullanılabileceğine dair çalışmalar yapılmış. Sarımsakta bulunan bileşikler lökosit hücre çoğalmasını ve  sitokin üretimini modüle etmektedir. Hodge ve ark.ları in-vitro olarak monolükleer hücreleri sarımsak extresi ile uyarmışlar ve lökosit-sitokin üretimini flow cytometry ile ölçmüşler. Sonuçta:

1.      Monocyte IL-12 üretimi düşük AGE de inh olmuş ( >0,1 mgr / ml )

2.      Monocyte IL-10 üretimi ­  ( > = 10 mgr / ml )

3.     TNF-a, IL-1-a, IL-6, IL-8, T-cell interferon gama, ve IL-2 ‘de önemli düzeyde azalma gözlenmiş.

( Cytometry 2002 Aug 1; 48 (4) :209-15

 

DİĞER

 

·        Orak hücreli anemi morbidite ve mortalitelere yol açan önemli kalıtsal hastalıklardan biridir. Takasu ve ark.ları SCA de sarımsağın etkisini araştırmışlar. Yaşları 24 – 58 arasında olan 2 erkek 3 kadın hastada 4 hafta boyunca sarımsak denemişler ve Heinz cisimciklerinde belirgin bir azalma gözlemlemişler. Bu etkiyi sarımsağın orak hücreli eritrositlerde  önemli bir antioksidan etki yapmasına bağlamışlar.

( BMC Blood Disord 2002 Jun 19;2(1):3 )

 

·        Alzheimer’s Disease gibi neurodejeneratif hastalıklarda önemli derecede nöron kaybı görülür. Bu hücrelerin apoptosisinde anahtar mekanizma Caspase-3 ün aktivasyonudur. Ayrıca caspase-3 apoptosisin belirlenmesinde marker olarak da kullanılmaktadır. Caspase –3, beta-amiloid peptit formasyonunu katalizler.  Penk ve ark.ları antioksidan ve nöroprotektiv olarak bilinen sarımsağın, Alzheimer’s beta-amiloid sitotoksisitesine karşı caspase-3 aktivasyonunu inhibe ederek koruyup korumadığını araştırmışlar ve sonuçta sarımsağın caspase –3 inhibisyonu ile nöron ölümlerini engelleyebileceği kanaatine varmışlar.

( Med Sci Monit 2002 Aug; 8(8):BR328-37 )

 

SARIMSAKLA İLGİLİ NE GİBİ PROJELER HAZIRLANABİLİR?

 

·        Tüm bu yapılan çalışmaları doğrulayıcı çalışmalar yapılabilir.

·        Bilindiği gibi yaşlılıkla beraber diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıkların bir arada görldüğü vakalar bir hayli fazla. Bu hastalarda sarımsağın CVH ve hipertansiyondaki etkileri malum olup, diyabet üzerine etkisi araştırılabilir.

·        Troid bezi fonksiyonları üzerine herhangi bir çalışma yapılmamış bu araştırılabilir.

·        Gebelikte sarımsak kullanımının olumlu ve olumsuz etkileri araştırılabilir.

·        Sarımsağın biyoaktif bileşenlerini purifiye ve karakterize edici bir çalışma yapılabilir.

·        Allicin, Ajoen, aliin, DAS, DADS bileşikleri sarımsağın ana biyoaktif maddeleri olduğuna göre, bunların antikanserojen, antibakteriyel, hipotansif, hipolipemik vs özellikleri itibariyle karşılaştırılmasına yönelik bir çalışma yapılabilir.

·        Baçede yetiştirdiğim sebzelerin aralarına dağınık olarak sarımsak diktiğimde, zirai bir ilaç kullanmamış olmama rağmen sebzelerimin herhangi bir haşereye maruz kalmadığını ve gayet sağlıklı ürün verdiklerini gözlemledim. Oysa 50 metre bitişikteki bahçenin sebzeleri zirai ilaç kullanılmasına rağmen telef oldular. Ayrıca mutfağa sarımsak astığımda ne sinek ne de sivrisineklerin ortamda bulunmadıklarını gözlemledim. Sarımsağın bu özelliğinden faydalanarak sinek kovucu bir losyon hazırlanabilir mi? Bitkilere yönelik zirai bir ilaç hazırlanabilir mi? Bunlar araştırılabilir.

·        Çeşitli bakteri kültürleri hazırlanıp, bunlara antibiyogram yapar gibi sarımsak extreleri damlatılarak hangi bakterilere bakterisid etki gösterdiğinin klasifikasyonu yapılabilir.

·        Eskiden verem için kullanılırmış. O halde M. tuberkülosis’in kültürü hazırlanarak sarımsakla muamele edilip bu etkinliği doğrulanabilir.

·        Bağışıklık sistemini aktive ettiği bilinmekte.  Bağışıklık sistemini zayıflatıcı veya çökertici bir viral enfeksiyona tabi tutulmuş deney hayvanlarında sarımsak uygulaması ile beraber Ig düzeyleri ölçülebilir.

·        Tarihi kayıtlardan Mısır piramitlerini yapan işçilerden tutun Romalı savaşçılara kadar büyük efor sarf eden insanlara sarımsak verildiğini öğreniyoruz. Bu gün için özellikle futbolcularda, atletizmle uğraşan insanlarda, hipodromlarda yarışan atlarda doping sınıflamasına girmediğinden dolayı bu etkinliğinin kullanılıp kullanılamayacağı yönünde bir çalışma yapılabilir.   

·        Bazı kayıtlardan cinsel aktiviteyi artırdığını ve eskiden kısırlık tedavisinde kullanıldığını öğreniyoruz. Bir grup deney hayvanında çalışma grubunun hem dişisine hem de erkeğine sarımsak verilerek;

-         fiziksel davranışları izlenebilir

-         sex hormonlarının ( öz. Testesteron ve östrojen ) ölçümleri yapılarak nasıl etkilendiği belirlenebilir

-         bir batımdaki doğum sayıları üzerine etkileri araştırılabilir

-  yavrulara da sarımsak extreleri uygulanarak uygulanmayanlara oranla gelişimlerinin takibi yapılabilir.

·        Eskiler yılan akrep sokan, kuduz hayvan ısıran kişilerde yara üzerine ezilmiş sarımsak sararlarmış. Özellikle kimyasal antiseptiklere oranla sarımsak yağının avantaj ve dezavantajları araştırılabilir.

 

 

Bunlar gibi örnekleri fazlasıyla artırmamız mümkün. Ben sadece burada belli bir bakış açısı kazandırmak için birkaç örnek vermeye çalıştım.

Çoğu insan kokusu nedeniyle bu mükemmel gıdayı yemekten ve kullanmaktan kaçıyor olsa da, ben sarımsaksız bir güveç, sarımsaksız bir cacık, sarımsaksız bir işkembe çorbası düşünemiyorum.