SEROTONİN
Serotonin
ilk kez 1948 yılında Page ve arkadaşları tarafından kanda izole edilmiş ve 1
yıl sonra da kimyasal yapısı ortaya çıkarılmış bir indol amindir. Kimyasal
yapısı şekil 1.1 de gösterilmiştir.
Serotoninin kan dışında, diğer organ
ve dokularda, hayvanlarda (akrep zehirinde, eşek arısı iğnesinde), çeşitli
meyve ve sebzelerde (muz, ananas, kivi domates, erik vs.) bulunduğu tespit
edilmiştir. Yetişkin bir insanda ortalama 5-10 mg serotonin bulunmaktadır.
Sentez: Serotonin
(5-Hidroksitriptamin, 5-HT) esansiyel bir amino asit olan L-triptofandan
sentezlenen güçlü bir düz kas stimülanı ve vazokonstrüktördür. Serotonin
serotonerjik nöronların aksonal terminalinde sentezlenir ve veziküller
içerisinde depolanır. Uyaran geldiğinde bu veziküller içerisinden sinaptik
aralığa salınır.
Şekil 1.2’de de görüldüğü gibi
triptofan ilk olarak L-triptofan hidroksilaz enzimi ile 5-hidroksitriptofana
hidroksile edilir. Ardından aromatik L-amino asid dekarboksilaz enzimi ile
5-hidroksitriptamine (5-HT) dekarboksile edilir. Bu enzimatik dekarboksilasyon
karsinoid sendromda oldukça aktifdir. Farmakolojik olarak 5-HT en aktif indol
amindir. Bununla birlikte trombositlere ya da dokulara bağlandığında biyolojik
aktivitesini hemen kaybeder. Triptofanın bulunabilirliği serotonin sentezinin
hız kısıtlayıcı basamağıdır. Yani triptofan eksikliği oluşan durumlarda
serotonin miktarı da azalmaktadır.
Yıkım: Serotonin
mitokondrial bir enzim olan monoaminoksidaz (MAO) ile
5-hidroksiindolasetaldehite ardından da aldehit dehidrogenaz enzimi ile süratle
5-hidroksiindolasetikasite (5-HİAA) dönüştürülerek oksidatif deaminasyona uğrar
ve idrarla atılır. (Şekil 1.3)
RESEPTÖRLER
VE FONKSİYONLARI
Serotonin etkilerini kendine özgü
reseptörleri üzerinden gösterir. Presinaptik ve postsinaptik hücre
membranlarında bulunan farklı tipteki bu reseptörlerin uyarılması ile efektör
hücre nöronlar üzerinde çeşitli etkiler ortaya çıkmaktadır.
Bulunan reseptör sayısı hızla
artmaktadır. Son 10 yılda moleküler biyolojik tekniklerle 14’den fazla reseptör
tipi belirlenmiştir. Bu çalışmalar, tedavide yeni hedefler sağlamış ve
serotoninin beyindeki fonksiyonlarını anlamamızda yardımcı olmuştur. Sonuç olarak bugün için 7 ana grup kabul
edilmektedir. Bunlardan yalnızca bir tanesi (5-HT3) direkt iyon
kanalına bağlı iken diğer altısı G proteinine bağlıdır. Bu reseptörler kendi
içlerinde de alt tiplere ayrılırlar.
§ 5-HT1A : En sık çalışılan reseptör subtipidir. Daha çok depresyon ile ilişkili bulunmuştur. Santral sinir sisteminde bulunur.
§ 5-HT1B : Otoreseptör olarak görev yapar. (Nörotransmitter salınımını inhibe eder.) S.S.S.’nde bulunur.
§ 5-HT1C : Bu reseptör choroid pleksusda yoğun olarak bulunur. BOS yapımını ve sirkülasyonunu regüle eder. Analjezi, uyku ve kardiyovasküler fonksiyonlarda rol oynadığı düşünülmektedir.
§ 5-HT1D : Primer olarak SSS’nde bulunur. 5-HT1B gibi otoreseptör olarak rol oynar. Agonistleri akut migren tedavisinde etkilidir.
§ 5-HT2 : Primer olarak vasküler düz kaslarda, trombositlerde, akciğerlerde, SSS’nde, gastrointestinal traktusta bulunur. GIS ve vasküler düz kasların kontraksiyonu, trombositlerin agregasyonu, migren ve hipertansiyon ile ilgili görünmektedir.
§ 5-HT3 : Primer olarak periferik ve santral sinir sisteminde lokalize olmuştur. Periferik sinirlerin depolarizasyonu, ağrı ve bulantı refleksi ile ilgilidir.
§ 5-HT4 : SSS, kalp, GIS’de bulunmaktadır. Nörotransmitter salınımını aktive eder.
§ 5-HT5 : Farelerde yapılan çalışmalarda frontal kortekste tespit edilmiştir. Otoreseptör olarak rol oynadığı düşünülmektedir.
§ 5-HT6 ve 5-HT7 : SSS’nde bulunur ve dopaminerjik nöronların serotonin ile modülasyonuna kısmen aracılık ederler.
§ 5-HT1A Amino asit dizilimini görmek için tıklayın...
Serotonerjik sistemin disfonksiyonu ile ortaya çıkan klinik tablolar anatomik yerleşim ile de açıklanmaya çalışılmaktadır. Örneğin raphe bölgesinden prefrontal kortikal bölgeye projekte olan serotonerjik nöronların disfonksiyonu obsesif kompülsif bozukluğa, hipokampus ve limbik sisteme projekte olanların disfonksiyonu panik bozukluğa, hipotalamusa projeksiyonların disfonksiyonu yeme bozukluklarına, beyin sapına projekte olan nöronların disfonksiyonunun uyku bozukluklarına neden olabileceği varsayılmaktadır.
Serotoninin vücutta bulunduğu
başlıca yerler:
▶
GIS : İntestinal mukozada bulunan
enterokromafin hücrelerde lokalize olmuştur. Serotonin burada düz kasları
stimüle ederek gastrointestinal motiliteyi arttırır. (organizma toplamının %
90’i)
▶
SSS: Serotonerjik hücre gövdelerinin
büyük kısmı ponsun üst bölümünde, özellikle orta beyinde dorsal raphe
nükleusunda, caudal locus cereus, area posterema ve interpedincüler alanda
bulunmaktadır. (Buradan nöronlar basal ganglionlara, limbik ve kortikal
yapılara projekte olmaktadır.) Serotoninin % 2’lik kısmı burada bulunur.
▶
Trombositler: Kandaki tüm serotonin
sentezlenmediği trombositlerde depolanır. Trombositler serotonini plazmaya
serbestleyebilir ve özellikle ve buradaki damarlar üzerinde lokalize etki
oluşturur. ( %8’lik kısım burada
bulunur)
Klinik Etkileri:
Uzun süre depresyon, migren, obsesif
kompulsif bozukluk, obesite gibi birçok hastalık psikolojik sebeplere
bağlanmıştır. Günümüzde, yapılan çalışmalar sonucunda, serotonin başta olmak
üzere nörotransmitterlerin bu hastalıklarda rol oynadığı tespit edilmiştir.
Serotonin göreceli olarak basit kimyasal yapısına karşın biyolojik sistemlerde
kompleks bir rol oynamaktadır.
Serotonin seviyesindeki dengesizlikler
birçok hastalığa yol açar. Örneğin serotonin seviyesindeki artış iştahı
azaltırken, düşük serotonin seviyeleri obsesif kompülsif bozukluğa sebeb
olabilir. Yine serotonin eksikliğinin depresyonda anahtar rol oynadığı
bulunmuştur. Depresyon hastalarında, serotonerjik hücre sayısının düşük
olduğunu, belirli tipte serotonerjik reseptörlerde eksiklik olduğunu ve BOS’da
5-HİAA’in azaldığını gösteren çalışmalar mevcuttur.
Serotonin ile ilgili yapılan çalışmalar
deprese hastaların miyokard infarktüsü açısından daha yüksek risk altında
olduğunu göstermiştir.
Yine yüksek serotonin aktivitesi iştahı
azaltır. Bu aktivite karbonhidrat alımıyla stimüle edilir. Dolayısıyla obesite
ile düşük serotonin aktivitesi arasında ilişki olduğu düşünülmektedir.
Serotonin artışı seksüel davranışta
önemli rol oynayan mesolimbik dopaminerjik yolu inhibe edebilir. Bunu
dopaminerjik nöronların gövdesinde yer alan 5-HT2 reseptörleri yolu
ile yaptığı düşünülmektedir. Seksüel disfonksiyon geliştiğinde 5-HT2
antagonistleri kullanılırsa düzelme gözlenmektedir.
Serotonin ülserojen etkiye sahiptir.
Deney hayvanlarında yüksek dozda uygulanması gastrik ülser oluşumuna yol
açmaktadır.
Serotonerjik Sendrom : 2 veya
daha fazla serotonerjik ilacın birlikte kullanılmasını takiben saatler veya
günler içinde ortaya çıkan çeşitli psikiyatrik ve non-psikiyatrik semptomlarla
karakterize tehlikeli ve ölümcül olabilen bir klinik tablodur.
Semptomlar
:
¨ Mental durumda değişiklik (Konfüzyon,
dezoryantasyon, konsantrasyonda azalma,
huzursuzluk, anksiyete)
¨ Myoklonus
¨ Ajitasyon, tremor
¨ Reflekslerde artış
¨ Diyare
¨ Ateş
Tedavi:
1.
Serotonerjik
ilaç alımı kesilir.
2.
Destek
tedavisi yapılır.
3.
Antiserotonerjik
ilaç başlanır.
Laboratuvar:
Karsinoid tümörün tanısı için serumda
veya trombositlerde serotonin ve 24 saatlik idrarda 5-HİAA tayini bugün için en
çok kullanılan yöntemlerdir. Karsinoid tümörde büyük miktarlarda serotonin
üretilir ve bu da ya tümördeki nörosekretuvar granülde ya da trombositlerde depolanır.
Salınan serotoninin %95’inden fazlası trombositlerde toplanır. Sirkülasyondaki
serotonin ise 5-HİAA’e metabolize edilir ve idrarla atılır.
5-HİAA tayini için toplanan 24 saatlik
idrarın toplanma süresi boyunca buzdolabında saklanması gerekir. Toplanan idrar
10 mL 6 N HCl ile asidifiye edilir ve böylelikle oksidasyonu engellenmiş olur.
5-HİAA ölçümünde çoğunlukla spektrofotometre, florometre, gaz kromotografisi,
HPLC ve radioimmunoassay yöntemleri kullanılır. Bununla birlikte HPLC en çok
tercih edilen ölçüm yöntemidir. İdrar 5–HİAA’in normal değeri 2-8 mg/24saat’tir.
Serotoninden zengin plazma elde etmek
için hastadan alınan venöz kan 10 mg EDTA ve 75 mg ascorbik asid ile toplanır
ve derhal 150 x g’de 20 dakika süreyle 4oC’de santrifüje edilir.
Trombositten zengin plazma trombosit çökeltisi elde edilinceye kadar derin
dondurucuda saklanır.
Referans Değerler:
o Tam kan : 50-200 ng/mL
o Trombosit : 125-500 ng/109
trmbosit
Bazı besinler serotonin başta olmak
üzere önemli miktarlarda biyojenik aminler içermektedir. Bu besinlerin
serotonin ve 5-HİAA ölçümü öncesinde alımı yanlış pozitif sonuçlara neden
olabilir.
Bunun dışında bazı ilaçlar da biyojenik aminlerin salınımına neden olabilir ve böylece serotonin ve 5-HİAA seviyelerinde değişikliklere neden olabilirler.
|
|
Besinler |
|
İlaçlar |
|
|
Muz |
|
Aspirin |
|
|
Avokao |
|
Kortikotropin |
|
|
Kahve |
|
MAO inhibitörleri |
|
|
Erik |
|
Asetoaminofen |
|
|
Ananas |
|
Katekolaminler |
|
|
Domates |
|
Reserpin |
|
|
Ceviz |
|
Nikotin |
Son yıllarda yapılan çalışmalar
trombositlerdeki serotonin ölçümünün karsinoid tümörün tanısı için en iyi
marker olduğunu göstermiştir. Tedavileri esnasında uzun süre takip edilen
hastalarda yapılan çalışmalardan, özellikle düşük miktarda serotonin salınımı
yapan karsinoid tümör tanısında, trombosit serotonin ölçümünün idrar 5-HİAA
ölçümünden daha spesifik olduğu sonucuna varılmıştır.
30 hastayla yapılan bir çalışmada
trombosit serotonin düzeyleri ELISA, HPLC ve fluorometrik yöntemle ölçülmüş.
ELİSA ile elde edilen veriler diğer yöntemlerle karşılaştırılmış ve diğer
yöntemlerle arasında korelasyon olduğu görülmüştür.
|
|
|
|